Devlete kızdı yalıyı Mısır’a bağışladı

Kadına kocasının soyadını almayı zorunlu kılan Medeni Kanun’un 187. Maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. 11 Temmuz’da Meclis’e gelmesi beklenen 9. Yargı Paketi’nde ise kadına kocası ile aynı soyadı alması yeniden zorunlu olacak gibi…

Açıklama şu: Soy bağını doğru tespit edelim ve çocukların soyadı tercihi arasında kalma problemini çözelim…

Katılırsınız katılmazsınız konum o değil.

Peki soyadı tarihi nedir? Nasıl alındı ve sonrasında neler oldu ben size onları yazayım…

SAVAŞTA SEVKİYAT SORUNU

Osmanlı döneminde “soy ismi” gibi bir kavram yok. Kütükte, baba adı, doğum yeri ve veya bağlı bulunduğu boy yazılırdı…

Ve…

Soylu, bilindik bir aileden gelmeyenlerde bazı karışıklıklar oldu. En çok da Birinci Dünya savaşı sırasında. Orduda askerlerin soyadı olmadığı için cepheye asker sevkiyatında ciddi sorunlar yaşandı.

Aslında Atatürk bunu o zamanlarda zihnine kazıdı ve yıllar sonra da “soyadı kanunu” çıkardı. Sebep ve kapsamı sadece bu değil…

Konuya döneceğim az sabredin….

ATATÜRK SOYADI NASIL VERİLDİ

1934 yılında bu kanunla Mustafa Kemal’e de “Atatürk” soyadı verildi. Öneri Konya Milletvekili Naim Hazım Onat’tan geldi. Türk Dil Kurumu’nda görevliydi ve hem Türkçe hem de Osmanlıcayı iyi bilirdi.

Aslında Çankaya’daki ikinci toplantıda Mustafa Kemal’e Saffet Arıkan’ın bir yazısında kullandığı “Türkata”, Türkatası” adlı iki isim önerildi.

Atatürk odadaki diğer isimlerin de görüşünü sordu ve Naim Hazım Onat, “Türkata, Türkatası gerek yazılışta gerek söylenişte bana biraz tuhaf geliyor. Arkadaşlar biliyorsunuz. Tarihimizde bir ‘atabey’ sözü unvanı vardır. Anlamı da yine biliyorsunuz, bey ’in, emir ’in, Şehzade’nin hatta Hükümdar’ın ilimde, idarede, askerlikte mürebbisi, müşaviri, hocası demektir. Atabey, kullanılmış tarihe geçmiş bir unvan-ı resmidir. Bu unvanı taşıyan bir çok Türk büyüğü vardır. Binaenaleyh bizde Türk’e her alanda atalık etmiş Türklüğü kurtarmış istiklaline kavuşturmuş olan büyük Gazi’mize ‘Atatürk’ diyelim, bu soyadını verelim. Bu bana, şivemize de daha munis, daha uygun gibi geliyor” dedi.

Ve… Mustafa Kemal Atatürk soyadını aldı.

Kanuna itiraz edenler de olmadı değil. İlk sert eleştiri Halide Edip’ten geldi. Lakaplar yeterli dedi. Hüseyin Nihal’de karşı çıktı…

Hatta sırf bu yüzden…

Halide Edip eşi Adnan Bey ile “Adı-var”: Adıvar

Hüseyin Nihal ise “Ad-sız” kabul edilmeyeceği için “Atsız” soy ismini aldı.

Yasa ilk çıktığında herkese iki hafta süre verildi. Yoksa cezası bile vardı.

Ve… Nüfus Müdürlüklerinde izdiham oluştu. Memurlar başa çıkamayınca herkese numara verdi, sonra gelin dedi. Seçim serbestti ama bazı kurallar vardı.

Aşiret, kabile, etnik isimler gibi… Molla, şeyh, hacı hoca, hafız, beyefendi filan da yasaktı. Soy adlarına -yan, -of, -ef, -iç, -pulos, -veled, bin gibi ekler takılamazdı. Keza Arnavutoğlu, Çerkesoğlu, Kürtoğlu gibi de.Peki soyadları hangi kritere göre alındı?

O dönemleri Aziz Nesin şöyle yazdı: “1934 yılında soyadı kanunu çıktı, her Türk kendine bir soyadı alacaktı. Herkes kendi soyadını kendisi seçtiği için insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı. Dünyanın en cimrileri ‘eli açık’, dünyanın en korkakları ‘yürekli’, dünyanın en tembelleri ‘çalışkan’ gibi soyadları aldılar. Bir mektup yazabilecek zamanda ancak imzasını atabilen bir öğretmenimiz kendisine ‘Çevikel’ soyadını almıştı. Irkçılığın yayıldığı günler olduğundan, özellikle Türklüğü karışık olanlar ırkçılığı anlatan soyadlarını kapışıyorlardı. Her türlü yağmada hep sona kaldığım için güzel soyadı yağmasında da sona kaldım. Bana, ortada böbürlenebileceğim bir soyadı kalmadığından, kendime ‘nesin’ soyadını aldım. Herkes ‘nesin’ diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim.”

DEVLETE KIZDI YALIYI MISIR’A BAĞIŞLADI

Kavalalı Mehmet Ali Paşa…

Osmanlı döneminde Mısır Valisi’ydi. Çok geçmedi kendi hanedanını kurdu, hatta Osmanlı’ya kafa tuttu. Konya’da Osmanlı Ordusuyla savaşırken Kütahya Anlaşmasıyla bazı özel haklara sahip oldu. Hanedan olarak tanındı. İlerde “Hidiv” unvanını da alacaktı. Bu Osmanlı/ Abdülaziz zamanında Mısır valilerine verilen bir unvan. Arapça anlamı “büyük vezir”, baş vezir” “hâkim” anlamında.

Ve sahiden de 1863 yılında hanedanın başına geçen torunu İsmail Paşa’ya “hidiv” unvanı verildi. Mısır hidivleri protokolde şeyhülislam ve sadrazam ile aynı derecede.

E, unvan da bir yere kadar mal mülk olmazsan olmazı!

Geleyim esas yazacağıma!

İstanbul/ Bebek’te “Emine Valide Paşa Yalısı”nı bilirsiniz. Baba tarafından “hidiv” olan Emine Hanım otururdu.

1902 yılında İtalyan mimar Raimondo D’Aranco tarafından yapıldı. Hidiv Abbas Hilmi Paşa annesine yazlık ev olarak hediye etti. Hemen arkasında Boğaziçi Üniversite’si profesörü Fikret Kortel’e ait muazzam bir koru var…

Ve… Emine Hanım bu yalıyı yazdığı bir miras mektubunda 1931 yılında Türkiye Cumhuriyeti’ne bağışladı.

Soyadı kanunuyla birlikte istediği “valdepaşa” unvanı “Soyadı Kanunu”na aykırı çıkınca kızdı ve mektubu yırtıp atıp yalıyı Mısır Hükümeti’ne bağışladı!

Evet, bugün Mısır Konsolosluğu’nun olduğu yalı bu. Hidiva Yalısı ya da Ali Paşa Yalısı olarak da bilinir…

ADNAN MENDERES YASAYI DEĞİŞTİRDİ

Adnan Menderes’in soyadı aslında Ertekin’di. 1936 yılında karar değiştirip Menderes oldu.

Hatta meşhur Uzan ailesi de aslında “Üzüm”dü. 1960’larda Uzan yaptılar.

En ilginci eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın babası Hasan Yılmaz, amcanın soyadı İzzet Akçal’dı. Bir ara çok tartışıldı bu…

Şimdi de kanundaki bu değişiklik çok tartışılacak gibi…

İlknur Altıntaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir